Ana Sayfa Sağlık 12 Nisan 2017 122 Görüntüleme

Ülkemizde Besin Öğesi Yetersizlikleri

Ülkemiz beslenme vaziyeti istikametinden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin meselelerini beraber içeren bir görünüme sahiptir. Yapılan çeşitli araştırma neticelerine göre ülkemizde 0-5 yaş grubu çocuklarda; büyüme ve gelişme geriliği, demir yetersizliği anemisi, raşitizm, okul çağı çocuk ve gençlerde; zayıflık ve şişmanlık, demir yetersizliği anemisi, vitamin yetersizlikleri, iyot yetersizliği hastalıkları, diş çürükleri, yetişkin kadınlarda; zayıflık ve şişmanlık, demir yetersizliği anemisi, iyot yetersizliği hastalıkları, vitamin yetersizlikleri ve yaşlılarda beslenmeye bağlı kronik hastalıklar sık görülmektedir

Ülkemizde, 2003 Türkiye Nüfus ve Sıhhat Araştırması (TNSA) verilerine göre bebek ölüm hızı binde 29’dur. Bebek ve çocuk ölümlerinin çoğu yetersiz beslenmeye bağlı büyüme ve gelişme bozuklukları ile önlenebilir hastalıklar olup, protein, enerji, vitamin ve mineral eksikliğinin kapı araladığı beslenme yetersizliklerinden kaynaklanmaktadır.

Kronik beslenme yetersizliğinin bir göstergesi olan yaşlarına göre kısa boylu (bodur) kabul edilen 5 yaş altı çocukların oranı 1998-TNSA’nda %16.0 olup, bu değer 1993 TNSA’da %20.5’dir (TNSA,1998; 1993). Araştırmaya göre 5 yaşında olan çocukların takriben altıda biri kronik olarak yetersiz beslenmektedir ve yeniden yaklaşık %8.0’i ciddi şekilde düşük kiloludur. Çocuklarda büyüme ve gelişme bozukluğunun , kırsal alanlardan şehre, doğudan batıya doğru , eğitimsiz veya az eğitimli ailelerde ise eğitimli ailelere mukayese et yüksek olduğu görülmektedir.

Ülkemizde demir yetersizliği anemisi (kansızlık) ehemmiyetli bir halk sıhhati meselesidir. 0- 5 yaş grubu çocukların vasati %50.0’si, okul çağı çocuklarının % 30.0’u, gebe ve emzikli kadınların % 50’si anemiktir Kansızlık bebek ve çocuklarda büyümeyi, entellektüel ve psikomotor gelişmeyi etkiler, enfeksiyonlara direnci azaltır. Yetişkinlerde ise yorgunluk ve isteksizliğe kapı aralar, çalışma kabiliyetini etkiler ve toplumda ekonomik kayıplara kapı aralar. Annede kansızlık ise bebekte büyüme geriliğine, düşük doğum ağırlığına, anne ve bebek ölümlerine yol açar.

Guatr, iyot yetersizliği hastalıklarının buzdağının üzerinde görülen bölümüdür. Meselenin ehemmiyeti iyot yetersizliğinin guatrın yanısıra, fiziksel ve mental gelişme geriliğine kapı aralaması, ağır olgularda sağırlık ve dilsizlik, cücelik, düşük, erken doğum ve doğuştan bozuklukların görülme oranının artmasıdır. Ülkemizde legal tertip etmeler ve bu kapsamda yoğun şekilde sürdürülen halk eğitim çalışmaları neticesi iyotlu tuz kullanım oranı gittikçe artmaktadır. İyotlu tuzu imalattan tüketime kadar izlenmesi çalışmaları da yürütülmektedir.

Çocuklarda protein-enerji malnütrisyonundan sonra görülen ehemmiyetli beslenme meselelerinden birisi de raşitizmdir. D vitamini yetersizliği neticesi gelişen raşitizm gelişmiş ülkelerde alınan tedbirlerle hemen hemen görülmez olmuştur. Milli ve yerel çalışmalar ülkemizde raşitizm görülme sıklığının % 7.9-20.0 arasında olduğunu göstermektedir.

Diğer vitamin ve minerallerin yetersizlik düzeyini yansıtan veriler oldukça azdır. Okul çağı çocuklarda yapılan bir çalışmada tiamin (%20.1), riboflavin (%89.9), vitamin B6 (%83.3), folik asit (%23.3), vitamin B12 (%5.9), vitamin C (%43.0), vitamin A (%11.6), ß-karoten (%3.5), vitamin E (%21.8), demir (%6.1) ve çinko (%15.7) yetersizlikleri tespit etmiştir. Çocukların %54.3’ünde hematokrit düşük, alkalen fosfataz düzeyi ise %54.6 oranında normal değerin üzerinde bulunmuştur. Yapılan bir çalışmada folat yetersizliğine bağlı nöral tüp defekti prevalansı 10 bin doğumda 30.1 (Erkek:%43.9, Kız: %56.1, Kız/Erkek: 1.27) olarak bulunmuştur. Bu mesele da 15-49 yaş grubu kadınlar için ehemmiyetli bir halk sıhhati meselesi olarak görülmektedir.

Diş çürükleri üzerinde yapılan bir çalışmada süt dişlerinde ki çürük prevalansı 6 yaşta %83.0, 8 yaşında %92.0, çocuk başına düşen çürük (d), süt dişi (t) sayısını gösteren dt indeksinin yaşla beraber 4.4’ten 5.2’ye çıktığı bulunmuştur. Yerel çalışmalarda prevalans 6-12 yaş grubunda %64.0-100.0’dür. İçme sularında fluorür düzeyi düşük bulunmuştur.

Halkımızın beslenme vaziyeti bölgelere, mevsimlere, sosyo-ekonomik düzeye ve şehirsel-kırsal yerleşim yerlerine göre ehemmiyetli farklılıklar göstermektedir. Bu vaziyet beslenme meselelerinin niteliği ve görülme sıklığı üzerinde tesirli olmaktadır. Ayrı olarak beslenme konusundaki bilgisizlik, hatalı gıda seçimi ile yanlış hazırlama, pişirme ve gizleme metotlarının uygulanmasına kapı aralamakta ve beslenme meselelerinin boyutlarının büyümesine sebep olmaktadır.

 

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu – Obezite, Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Cildi canlandırmak için maske

Cildi canlandırmak için maske

Haber Sitesi | Uzman Tescil